Make your own free website on Tripod.com

 

Ustaoglukitabevi

 

www.seyyidmuhammed.de.vu

 

Hak Erlerinin Hâdimi

 

“Allah pes! Bakî Heves

Sen Gayriden Ümidi Kes

Tekrâr-ı Zikrullah ile”

Home

İslam

Tasavvuf

Eserlerimiz

Hakkımızda

 

 

 

 

Silsilenâme ve Silsile Kelimesinin Anlamı ve Ortaya Çıkışı

Arapça, müteaddi bir fiil olan ve bir şeyi diğer bir şeye bağlamak ve iliştirmek; zincir yapmak, birbirine ulamak; bir soyun şecere­sini yapmak; su şellâle hâlinde dökülmek anlamına gelen “Selsele” fiilinin ismi olan ve zincir, bağ, uzayıp ve dolaşıp uzayan şeyler, soysop, sülâle; bir zürriyet ve nes­lin tevalisini gösteren şecere anlamına gelen “silsile” kelimesi ile[1]; Farsça mektup, kitap, bir hüküm ve vesika ifade eden evrak, bir şeyden haber veren vesika anlamına gelen “nâme”[2] kelimelerinin farsça terkibinden oluşan “silsilenâme”  kelimesi bir neslin, tarikat yahut birliğin şeceresini gösteren yazılı vesikalar anlamına gelmektedir. Tasavvuf kültürende ise silsilenâme tarikatlarda şeyhten şeyhe ulaşarak tarikat pirine, ondan da yine şeyhten şeyhe, tâ peygamber (s.a.v)’e kadar dayandığına inanılan beyat zincirini gösteren kitap, liste ve cedvellere verilen genel bir isimidir.[3] Silsilenâmeler şecere, tomar, ensâb olarak da isimlendirilmektedir.[4]

 

İslâm kültüründe silsile ilk defa hadis ilminde bir terim olarak kullanılmış ve hadisi rivayet eden kişilerin, kesintisiz Hz. Peygamber'e kadar çıkarılması silsile veya sened adını almıştır.[5] Sened; bir hadisi birbirinden riivayet ederek daha sonraki nesillere ulaştıran râvilerin alış sırasına göre ve tarih unsuru göz önünde bulundurularak zikredilmesidir.[6] Sahabe nesli sonrasında İslam toplumunda fitnelerin ortaya çıkması, iç savaşların olaması, çeşitli siyasi fırkaların oluşması ve bunların taraftarlarının hadis uydurmayabaşlaması islam alimlerinin haber kaynaklarını araştırmaya, kendileirne ulaşan haberin kaynaklarını araştırmaya, râvilerin kimlikve kişiliklerini soruşturmaya, tenkit usulünü geliştirmeye geliştirmeye sevketmiş, senedin bir diğer ifade ile silsilenin kullanılması bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu alanda yapılan çalışmalar dinin temelini oluşturan naklî ilimler tamamen, diğer ilimler de çoğunlukla silsileye dayandığı için İslam alimleri silsilenin vazgeçilmezliği üzerinde görüş birliğine varmışlar, onu başta hadis olmak üzere ilimlerin ayrılmaz bir parçası kabul etmişlerdir. İlk dönem alimleri silsileyi ilmin sünnetlerinden saymışlar, meşhur alimlerin de içinde bulunduğu bir topluluk silsilenin müekked sünnet, hatta farz-i kifâye olduğunu belirtmişlerdir. “Haydi, bundan önce indirilmiş bir kitap yahut bir bilgi kalıntısı getirin[7]” ayetindeki bilgi kalıntısından maksadın silsile (isnad) olduğunu,  “Bu Kur’an sana ve kavmine bir öğüttür.[8]” ayetinin silsileye delalet ettiğini söylemişlerdir. “Ümmetimin son döneminde bir takım insanlar çıkacak, size sizin ve babalarınızın duymadığı hadisler nakledecekler, onlardan sakının.[9]” gibi dahislerde isnada delili sayılmıştır. Bu sebeple başta hadis ilmi olmak üzere, siyer ve magâzî ilmi, tefsir, fıkıh, kelam, tasavvuf ve diğer dini ilimler, eserlerinde silsileye yer vermişlerdir. Bunun yanında din ilimleri için alet vazifesi gören edebiyat, tarih, lugat, nahiv, şiir vb. ilimlerle hikmetli sözlerin, atasözlerinin naklinde, müslümanlar arasında neşet eden tıp ve benzeri ilimlerde, zanaatkarların mesliklerini sergilediği ve aktardığı işleme, terzilik gibi iş kollarında ve esnaf birliklerinde, sanatkarlarının hünerlerini gösterdikleri ve öğrettikleri hat, musikî, hitabet ve benzeri alanlarda da silsile kullanılmıştır.

 

Kardeş Siteler

www.seyyidmuhammed.de.vu

 

www.kadirileriz.biz

 

 

 

 

 

 

Members Login


Kullanıcı Adı

Şifre

Şifreni Unuttun mu?

Buraya Tıkla

 

www.seyyidmuhammed.de.vu

 



[1] Bu kelime Kur’ân-ı Kerîm’de şu şekilde geçmektedir; “sümme fî silsiletin zeruhâ…”

[2]

[3] Gölpınarlı, Mevlânâ'dan Sonra Mevlevîlik, s. 199.

[4] Türk dili sözlüğü,pakalın        

[5] Talat Koçyiğit, Hadis Tarihi, (AÜİF Yayınları) Ankara 1988, s. 176; Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi,

[6] DİA, İsnad Mad. C. 23.

[7] Ahkâf Suresi, Ayet 4.

[8] Zuhruf Suresi, Ayet 44.

[9] Müslim, Mukaddime; 4.